Bir Şeyler Yapmak İstiyorsan, Naçizane Tekliflerim Var

Bu yazı Genç Dergisi Şubat 2021 sayısında yayınlanmıştır.

Geçtiğimiz ay bir yandan son kitabımı baskıya yetiştirmeye çalışırken bir yandan da gençlere girişimcilik ve kariyer konusunda bildiklerimi aktardım. Her ne kadar liselerde konuşmak, ilkokul ve anaokullarında masallarımı okumak çok büyük keyif verse de en çok bu ayki gibi yüzlerce üniversite öğrencisine ya da kariyerlerinin başındaki gençlere iş hayatıyla ilgili deneyimlerimi aktarmak beni heyecanlandırıyor.

İlk kartvizitim

Geçtiğimiz günlerde annem eski fotoğraflarımı bana vermek için dolapları karıştırırken ilk kartvizitime rastlamış. Onları da çantama atmış. Ne kadar zaman olmuş diye düşünürken 21 sene olduğunu fark ettim! Dijital mecralarda çalışmakla geçen 21 sene. Madem dergimizin ismi gibi hedef kitlesi de gençler, bu ay köşemde dijital mecralarda bir şeyler yapmak isteyen gençlere naçizane önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Olan Bitende Hikmet Var

Öncelikle her seminerimde, sanal mecradaki her buluşmada dediğim bir sözle başlayayım. Şu an hangi okullarda, hangi bölümlerde okuyorsanız ya da hangisinden mezunsanız belki aranızdan bazılarınız “Asla olmamam gereken bir yerdeyim! Benim hayalim bu değildi! Ben ne hayalleri olan biriydim, şimdi bir de olduğum yere bak!” diyor olabilirsiniz. Yazarınız da aynen bu sözleri binlerce kez demiş biriydi çünkü. Hep dediğim bir başka söz de şöyle: “Aslında ne olmak istediğinizi üniversiteyi bitirince fark edeceksiniz. Muhtemelen işte tam da o anda bazılarınız ‘Eee? Ben çok yanlış bir bölüm için 4 senemi mi harcadım şimdi? Tekrar oku desen okunmaz? Ne yapacağım ben?’ diyeceksiniz.”

Ancak bu 21 yılda farklı mesleklerden, farklı bölümlerde okumuş ama bambaşka işler yapan insanlardan dinlediğim ortak söz “hiç istemeyerek okuduğum o bölümün sonradan mesleğime çok katkısı oldu!” idi. Pastacılık yapan bir arkadaşım okuduğu Uluslararası Ticaret bölümünün pasta tasarlarken ve fiyat belirlerken maliyet hesaplamasına nasıl katkısı olduğunu, Bilişim sektöründe İnsan Kaynakları Müdürü olan bir başka tanıdığım okuduğu bölümün IT sektöründe nasıl yükselmesine imkan sağladığını, modacı olan bir başka tanıdığım ilk okuduğu Matematik bölümünün onu nasıl disiplinli ve milimetrik çalışmaya yönlendirdiğini anlatıyordu mesela. 

“Görmesini bilene” gibi afili bir laf etmeyeceğim çünkü çoğumuz benim gibi üzerinden yıllar geçince “Aaa! O oflayıp poflayıp geçtiğim derslerin bir anlamı var mıymış gerçekten?” diyoruz. Sadece şu an göremiyor olsanız da niyetini Rabbine teslim edene her olanın bir hikmeti var Allah’ın izniyle. Marmara İşletme’den girip Boğaziçi Edebiyat’tan çıkmış biri iken her iki bölümün de asla bana uygun olmadığını düşünüp duruyordum yıllarca. Şimdi görüyorum ki Rabbim benim kendi ellerimle hazırlayamayacağım programlardan geçirmiş beni. 

19 yaşında iken sırf İngilizce okumayı seviyorum diye babamın kütüphanesinden alıp sonuna kadar okuduğum Zig Ziglar’ın meşhur girişimcilik kitabı

İş Yönetimi Kitapları Okumalı

Eğer şu anda üniversitede okuyor ya da iş hayatının başında -veya iş değişikliği yapma isteğinin ortasında- iseniz mümkün mertebe alanınız dışında özellikle iş yönetimi konularında kitaplar okumanızı öneririm. “Hatice Hanım ben yazar/çizer vb. olmak istiyorum, iş yönetimiyle ne alakası var?” diyebilirsiniz. Ancak hangi mesleği ya da her ne işi yapıyor olursanız olun aslında bir anlamda yaptığınız işi pazarlamanız gerekecektir. Pazarlamak kelimesi dilimizde değeri düşürmek gibi kullanılsa da iş terimleri anlamında kullanıldığında bunun ne kadar önemli olduğunu bizzat göreceksiniz. 

Özellikle okurken hayalinizdeki işle ilgili başvurabildiğiniz kadar çok yere staja başvurun. Staj ilanı açmamış resmi bir kurumsa karşınızdaki yöneticilerine bu alana ilgi duyan bir genç olduğunuzu ve kendilerinin bu konudaki fikirlerini, yönlendirmelerini duymanın sizin için ne kadar değerli olduğunu belirtin. İşe alımların bir kısmında sadece röportaj ya da sohbet yapmak için randevu alan gençlerin azmi, isteği etkili olabiliyor.

Bir yandan çalışıp bir yandan da Portakal Ağacı’nı yazdığım günler…

Üniversitede Okurken Çalışmalı

“Okulu bir bitireyim de ondan sonra ne yapacağıma bakarım” düşüncesi iş konusunda en büyük dezavantajınız olabilir. O yüzden mutlaka ama mutlaka hatta büyük harfle ÜNİVERSİTEDE OKURKEN ÇALIŞMAYA BAŞLAYIN. Bu ister STK’larda olsun, ister freelance olarak uzaktan çalışmak olsun ya da belki sadece gönüllü olarak çalışma olsun bugün etrafınızdakilere göre büyük bir iş gibi gelmese de mezun olurken sizinle aynı sene mezun olanlar arasında en büyük gücünüz olacak. 

Bugün pek çok kurum için önemli olan not ortalamanız değil, o alanda ne kadar deneyiminizin olduğudur. “4 yıllık deneyim nasıl olsun? Daha diplomamı dün aldım!” derken bulacaksınız kendinizi. İşte üniversite yıllarını meslekleri için yatırım yılı olarak görenler mezuniyette ellerinde diplomadan daha değerli olan deneyimi tutanlar olacaklardır. 

“Ben mezun olalı kaç sene oluyor, kaçırdım mı ben şimdi treni?” diyenler olabilir aranızda. Onlar için de mutlaka mevcut işlerine devam ederken bir yandan hayallerindeki meslekler için ufak da olsa adımlar atmalarını öneririm. “Şimdi bunu yapsam ne değişir?” dediğiniz işlere “Keşke 5 sene öyle düşünmeseydim de başlamış olsaydım, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini, ufacık emeklerin o zaman içinde nelere dönüşebileceğini fark edemedim!” diyen nice insanla konuştum. 

Bir diğer nokta da kendi hayallerindeki işlere adım atan ve sonunda başarılı olan pek çok insanın ilk başlarda asla mevcut işlerini bırakmadıklarını ancak işlerinden arta kalan zamanlarında hayalleri için uğraştıklarını bilmeniz gerekir. Büyük hayalleri olan ama herhangi bir gelir kaynağı olmadan işlerini bırakıp bu hayallere atlayan pek çok insan maalesef sonunda başarısız oluyor. 

16 yıl önce ilk dergi röportajlarımdan biri için fotoğrafım istenmiş, annem mutfakta fotoğrafımı çekiyor. Kalbim yerinden çıkacak!

“Tutku” ve “Sabırla” Yola Devam Etmeli

Bugün tüm alanlarda rağbet görenin işini iyi yapan kadar -belki acı ama ondan da çok- dijital mecralarda sesini en çok duyuranlar olduğu gerçeğini kabul edip, işinizi iyi yaptığınız kadar sosyal medya alanlarında da iyi bir şekilde temsil etmek için neler yapmanız gerektiğini öğrenin. 

Bir müddet çaba gösterdikten sonra istediğiniz tepkileri ya da başarıları almayınca yılıp “zaten kimse fark etmiyor, olmayacak bu iş” diyerek daha başında pes etmeyin. Çünkü pek çok başarı hikayesinde esas mesele tutku ya da ilk tepkilerden ziyade ne kadar sabırlı olduğunuzdur. Yeterince sabredip o sabır eşiğini aşanlar sonuçlara ulaşabilir. Ancak pek çok insan tepeyi çıkarken yorulup belki de çok az bir mesafe kalmışken vaz geçer.

Mayıs 2021, Hacettepe Üniversitesi “Geleceğe Etki Zirvesi”nde gençlere trendleri anlatıyorum.

İnsanlar ve Trendler Nereye Akıyor, Bakmalı

Sabrettiniz, gerçekten uzunca sayılacak bir süre devam ettiniz, 1 yıl, 2 yıl, 3 yıl… ama olmadı, aynı kapıyı zorlayıp durmak yerine başka hangi kapılara yönelebileceğinizi düşünün. Mesela alanınız sosyal medya ile alakalıysa ve siz Twitter’da istediğiniz kitleye ulaşamadıysanız Youtube için içerik üretin. İnsanlar ve trendler nereye kayıyor takip edin. Dik ve erdemli duruşunuzu bozmadan yaptığınız işi ve inançlarınızı bu kanallarda temsil etmenin yollarını düşünün.

Birlikte çalıştığınız insanlarla belli bir mesafe korumaya özen gösterin. Herhangi bir tartışmada konuları kişisel olarak algılamayın, iş üzerinden tartıştığınız gerçeğini hatırlayın. Hiçbir kapıyı geri çalmak zorunda kalmayacakmış gibi kapatmayın. Çünkü yıllar geçecek ve asla karşılaşmam dediğiniz insanlarla tekrar yüz yüze gelmeniz gereken durumlar ortaya çıkacak. (Yazar vakti zamanında bırakın kapıyı kapatmayı o kapıyı daha da açmam diyerek kapıyı direkt yakıp giden bir şahsiyet olduğundan bunu epey acı biçimde öğrendi.)

Eğer yaptığınız herhangi bir iş vicdanınızı rahatsız ediyorsa durun, paylaşmayın, yeter ki çok kitleye ulaşsın diye kendinizden ve inançlarınızdan taviz vermeyin. Bugün minik bir göz ardı gibi görünen bir şey yarın çok daha büyüklerine yol açacaktır. 

Müslüman İşini En İyi Şekilde Yapmalı

Geçtiğimiz günlerde çok zaman, emek ve bütçe harcayarak yaptığımız bir çekimi yayın öncesi incelerken hiç fark etmeden kol düğmelerimin açık kaldığını fark ettim. Bir başkası için minik bir detay sayılabilecek bu olay yüreğimi o kadar sıkıştırdı ki birkaç kişiye sordum. Onlar da çok bariz olduğunu ve -ne kadar emek verildiğini bildikleri için- istersem paylaşmamamı tavsiye ettiler. Belki bazılarına saçma gelecek ama onca saatin çöp olmasına epey göz yaşı döktüm. 

Sonra içimden şunları geçirdim: “Belki de bu benim için bir imtihandı, Hatice yeter ki bölüm yayınlansın, harcanan para, emek çöpe gitmesin diye bir Müslüman hanımın kol düğmeleri açık bir biçimde dakikalarca konuşmasına göz mü yumacaksın? Yoksa nefsine karşı gelmeyi başarabilecek misin?” 

Her ne iş yapıyorsanız yapın, karşınızdaki insanlara “Ben bir Müslümanım ve bu alandaki bu işi en iyi yapmak için benim çabaladığımı göreceksiniz” mesajı veriyor olun. Geri kalan tüm detaylar Allah’ın izniyle en doğru zamanda, en güzel şekilde tamamlanacak. Ve gün gelecek zamanında kendinize bile inanmayan siz, bu konuda öğütler veren bir yazıya nokta koyuyor olacaksınız. 

Dilerseniz bu yazıyı bir şeyler yapmak isteyen genç ya da her daim genç kalan 😉 bir tanıdığınıza yollayabilirsiniz. Bir şeyler yapmak isteyen gençlere sizlerin de önerisi olursa lütfen yorumlara yazın, hepimizin deneyimleri daha çok insana yol göstersin!

Önerilen makaleler

0 0 oylar
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Mail Listesine Üye Olun

Kitap & Kahve Kulübüme Üye Olup Benden Haftalık Mektup Alabilirsiniz.

Adresinizi Kimseye Satmayacağıma Söz Veriyorum!
0
Fikirlerinizi duymayı çok isterim, lütfen yorum yapın.x
()
x
%d blogcu bunu beğendi: