Dün akşam Kanada’da kalan listemize bugün komşu ülkesi Amerika ile devam ediyoruz.
Montreal’den kalkıp geldiğimiz NY’ta bizi etkinliğin mimarlarından Zinnur ve kızı Zeynep harika bir pasta ve sorbe ile karşılıyor. Zinnur’un pasta yapımı konusundaki ustalığını sergilediği Şeftali Sorbeli ve Bezeli Kubbe Pasta‘yı ve sorbeyi görünce doğrusu "etkinlik için bir dergide gördüğüm içi dondurmalı dışı bezeli pastayı denememem çok iyi olmuş, yoksa benim yaptığım bunun yanında çok sönük olurdu" diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Kubbeli pastayı NY’ta bırakıp tekrar İzmit’e geliyoruz. Yeni tatilden gelen bir diğer blog komşumuz Emel etkinlik için pastanelerdeki hamur işlerini aratmayan bir tarif hazırlamış. Şeftali Sarması hem çok şık hem de meyveleri ile çok hafif gözüken bir tarif olmuş.
Bir diğer pasta ustasına misafir olmak için bu defa İstanbul’a geliyoruz. Birbirinden güzel kişleri ve pastaları ile ünlü Pastacı, iki harika malzemeyi ve krema katlarını bir araya getirerek hazırladığı Şeftalili ve Çikolatalı Pasta ile bu konudaki haklı ününü bir kez daha kanıtlamış oluyor.
İstanbul’dan ayrılıp Ankara’ya geldiğimizde Küçük Hikayeler sitesinin tatlı yazarı Zeynep’i şirin bir sunumla bizi beklerken buluyoruz. Beyaz Şapkalı Şeftaliler, bir çocuğu şeftaliyle nasıl kandırabiliriz sorusuna yanıt ararken ortaya çıkmış ama biz bile bu güzellik karşısında seve seve kanmaya razı oluyoruz.
Ankara’dan ayrılırken kahve kokularının geldiği yöne doğru ilerliyoruz. Kahve bizi Ege’nin bir kıyı kentine kadar götürüyor. Sibel’in Kahvesine ulaşınca Ege’nin doğallığına yakışan bir tarif buluyoruz; Zencefilli ve Kuru İncirli Şeftali. Tijen İnaltong’un tarifini deneyen Sibel tatlısını dondurmayla ikram edince günün bütün yorgunluğunu unutuyoruz.
Kısa sürede bu kadar yol katedip devamlı yeni lezzetler denemek bizi biraz yorunca soluğu Ankara Hacettepe’de Dilara‘nın yanında alıyoruz. Dilara, onca tatlıdan sonra bize çalışan ama aynı zamanda lezzetli şeylerden hoşlanan kişilerin seveceği bir salata sunuyor; Şeftalili Tavuk Salatası. Hacettepe’den günü hafif tatlarla devam ettirmemiz gerektiği öğüdünü dinleyip yavaş yavaş yola devam ediyoruz.
Salatalarla devam edip değişik lezzetlerin izlerini sürerek ekşi, tuzlu ve tatlının görsel bir şölende bir araya geldikleri Lezzetin İzinde‘ye ulaşıyoruz. Başak, İstanbul lezzetlerini paylaştığı sitesinde bu defa eşiyle beraber ortaya çıkardığı ilginç bir lezzeti paylaşmış. Şeftalili Lezzeti, değişik tatları bir arada seven misafirler için mutlaka denenmesi gerekenler listesinde yerini alıyor.
Hazır Başak sayesinde değişik tatlara, kokulara alışmaya başlamışken bir diğer değişik lezzet de Hera’nın sitesi herapist‘ten geliyor. Hera, anlatımıyla bile çok güzel bir koku verdiği anlaşılan Kakuleli ve Şeftalili kek tarifi ile yakın zamanda aktara uğram gerektiğini fark etmemi sağlıyor.
Onca değişik lezzetten sonra artık diyet yapmanın zamanı gelmiştir diyerek İzmir’e, Başak & Burcu’nun sitesi Diyet Yemekler‘e yöneliyoruz. İyi haber, Diyet yapanlar da kek yiyor! Kepekli un ve esmer şekerle hazırlanan Kıtırlı Şeftali, diyet yemeklerinin tatsız olacağı söylentisini ortadan kaldırmaya yetiyor.
Bugünün kapanışını İsviçre’deki bir diğer etkinlik mimarımız, Dilek yapıyor. Dilek, bizlerle evlerinde sık yapılan, pratik bir tarifi ve ilk kez denediği ballı, limonlu ve naneli bir karışım ile fırınlanmış şeftali tarifini paylaşıyor. Şeftalili Rüya ve Kaymaklı Şeftaliler sırf görünüşleriyle bile gönlümüzü fethediyorlar. (Gülşen’in şeftalili fikirlerine bakmayı da ihmal etmeyin bu arada. Onlar da harika!)
Yarın kıtalar arası şeftali yolculuğuna kaldığımız yerden devam edeceğiz!
Bir yanıt yazın