
2004 Mart ayının ikinci hafta sonunda üniversitemin kahvaltısında arkadaşlarımla buluşmuş, herkesin kendini tanıttığı bölümde sıra bana gelince kalbim küt küt atarak “Hatice Özdemir, Edebiyat mezunuyum, bir bilgisayar firmasında çalışıyorum” demiştim. Yerime otururken kalabalıktan tanımadığım birilerinin “Portakal Ağacı!” dediğini duyunca hayatımın en mutlu gününde olduğumu düşünmüştüm. 2005’in Mart ayında yine ikinci hafta sonu önce lise arkadaşlarımla görüşmüş ardından üniversite arkadaşlarımla aynı yerde buluşmuş, ne zamandır çekmek istediğim boğaz manzarasını görüntülemiştim.
2006 Mart’ının ikinci hafta sonunda ise cumartesi günü önce 24 saat sürecek kruvasan yapma maceram için hamur mayaladım, kurutulmuş vişneli ve çikolatalı dilimleri pişirdim, evden aceleyle çıkıp yağmur altında yürüyerek arkadaşlarımdan birinin annesinin açtığı şirin lokantada arkadaşlarımla buluştum. Birkaç saat için bile olsa günlük konulardan uzaklaşıp yüzümde kocaman bir gülümsemeyle tekrar yola çıktım. Eve dönüp kruvasan macerama devam ettim, nasıl olduklarını merak ettiğim vişneli dilimlerden anneme minik bir dilim tattırdım, “çok lezzetlilermiş” deyişini duyunca rahatladım.
Pazar sabahı korka korka fırına verdiğim kruvasanların kabarmalarını seyrettim, annemin cevizli çörekleri, ıspanaklı gözlemeleri, patates topları ve meyve salatası ile kahvaltıyı hazırladım. Masada oturup konuşmaları dinlerken sofrayı asıl lezzetli kılanın yapılan sohbetler olduğunu düşündüm. Öğleden sonramı Ayasofya’da geçirip akşam üzeri tekrar eve döndükten sonra Mart ayının ikinci hafta sonunun yılın en güzel zamanlarından biri olduğuna karar verdim…
Bir Cevap Yazın