
Günlerdir ne yazacağımı düşünüp durup sözcüklerin etrafında dolaşıyorum. Aklımın kıvrımlarında paylaşmak için can attığım, belirli bir zaman içinde yazmazsam buharlaşıp uçacak tüm sözcükler. Her yazmak için durduğumda da "insanlar tarif bekliyor asıl" düşüncesi çıkıyor karşıma. Doğrusu, daha öncede yazmışımdır, bu ara en çok yemek yaptığım dönemden geçiyorum. Ama hepsi yayınlanmak için artık kapıya dayanmış kitabın içeriği olduğundan siteye ekleyemiyorum. Her fotoğraf çekişimde bunu hemen paylaşamıyor olmak üzüntü verirken, çekimin heyecanı mutluluk veriyor.Hafta sonu hazır annem bizleri bir sofranın etrafında toplamış ve onun "yeterince güzel değil çekme!" ısrarlarına rağmen masayı çekmişken yazayım istedim sözcüklerimi.
Kitap dışında bu ara en çok arkadaşlarımla yeniden bir araya gelebilmemin mutluluğunu yaşıyorum. Her ne kadar kendi evim stüdyodan daha geniş olsa da geçen cumartesi küçük bir ortak alana 12 çocuk, 8 anne 20 kişi sığabilmeyi başardık. Hatta başlıktaki sözü kendime slogan yaptım. Ne kadar çok sevdiğiniz insan bir araya gelirse bulunduğunuz alan da o ölçüde genişliyor gerçekten.
Bunca zaman sanal olarak iletişimde çağ atlamış olsak da yüz yüze görüştüğümz insan sayısı giderek azalıyor. Bana soracak olsaydınız "kimseyle görüşemiyorum" der, beni aramayan arkadaşlarımı suçlardım bilinçaltımda. Çocuklarını, onlar aramasalar bile, her gün bıkmadan usanmadan arayıp hatırlarını soran babama nasıl bıkmadığını sorduğumda "ben sizin ihtiyacınız olduğu için değil, kendi ihtiyacımdan dolayı telefon açıyorum" cevabını almıştım. Gerçekten de son 1 ayda insanlardan beklemek yerine kendim aramaya başladım görüşmek istediklerimi. Ya da buluşmayı arzu edenlerin hepsini bize davet etmeye başladım. Bir aydır yaşadığım mutluluk son 5 senedeki bahanelerimin ne kadar yersiz olduğunu gösterdi bana. Özlediğimi göstermek için aranmaya ihtiyacım yok, arayıp söyleyebilirim o insana. Veya annemi ne kadar sevdiğimi anlatmak için çok büyük ritüellere, Allah gecinden versin onu kaybetmeme gerek yok. Dün öğlen onu evden alıp beraber içtiğimiz bir kahve onun sohbetine, sözcüklerine, sesini duymaya ne kadar ihtiyacım olduğunun bence en güzel göstergesiydi.
İnsanların sürekli bizi anlamasını bekliyoruz. 4 yaşındaki kızımdan bile kardeşi dolayısıyla anlayış bekliyorum. Halbuki kucağımdaki kardeşine saldıran kızımın tek istediği onu da kucağıma almam. Bunu yaptığımda normalde kendini sevdirmeyen bir çocuğun gelip annesini öpmesi onu anlamış olmamın kendisini ne kadar mutlu ettiğinin en açık göstergesi.
Buraya kadar okumayı başarıp hala tarif bekliyorsanız en azından umutlu bir haber vererek ve aklımdakilerin bir kısmını yazmış olmanın iç huzuruyla bitireyim cümlelerimi. Perşembe günü minik oğlum 1 yaşına giriyor, inşallah onun sofrasından tarifler yazacağım…

Bir Cevap Yazın