
Fotoğraftaki imambayildi tabağı aslında benim menümden değil, bugün kendisine iftara gittiğimiz ve bizi harika bir sofra + ev sahipliği ile ağırlayan kuzenime ait. Doğrusu bir önceki yazıda gayet kendimden emin "2 çeşit yiyorum" dedikten sonra böyle bir sofrayla karşılaşınca kendimle epey mücadele ettim. Neyseki mücadeleden galip çıkabildim. Hem benim bu haftayı büyük bir hengame içerisinde atlatmış olmamdan, hem de minik minik patlıcanların harika sunumundan ötürü de bu yazının fotoğrafının onlar olmasına karar verdim.
Hengamenin sebebi Mus'ab'ın geçen salı ağırlayacağımız misafirlerimizin gelişine 24 saat kala azı dişlerini çıkarmaya karar vermesiydi. Allah'tan o gün yaprakları sarıp tencereyle kaldırmıştım ama ertesi gün minimum derecede hazırlanabildim. Tek tesellim misafirimiz olan ablam ve erkek kardeşimin durumu anlayışla karşılamasıydı.
Menüdekiler:
mercimek çorbası / zeytinyağlı yaprak sarma / mevsim salata/ ev yapımı iskender (sosunun müthiş acı olması dışında iyiydi) / ablamın yapıp getirdiği güllaç
Bir de bugün sizlere danışmak istediği konu küçük çocuklarla yarı-resmi (sizden veya bir yakınınızdan başka kimsenin küçük çocuğu olmadığı) davetlere nasıl katıldığınız. Her ne kadar davet sahipleri çok anlayışlı davransalar da ben çocuklar olay çıkaracaklar (ki her seferinde çıkarıyorlar) diye çok stres oluyorum. Hiç olay çıkarmasalar bile benim yemek yememe veya diğer misafirlerin sakin bir biçimde yemek yiyip sohbet etmelerine müsade etmiyorlar. Siz böyle yerlere davet edildiğinizde nasıl davranıyorsunuz? Önümüzdeki haftalarda bizi bekleyen böyle 2-3 iftar olduğu için şimdiden endişeliyim, sizin önerilerinizle bir nebze çözüm bulmayı ümit ediyorum!

esra için bir cevap yazınCevabı iptal et