Her ne kadar güzel sofralar hazırlamayı sevsem de en sevdiğim sofralar güzel bir anısı olanlar… Portakal Ağacı'nın 8 senedir devam etmesinin ve okuyanların hala takip ediyor olmasının da esas nedeni bu gibi geliyor bana. (ya da fotoğrafı cep telefonu ile çektim diye kendimi avutuyorum…)
Hafta içi bir akşam 2 minik yanımda güreş müsabakası düzenlerken erkek kardeşim için hazırladım bu sofrayı. Annem ve babam umredeler, kardeşim de yüksek lisans yaptığı Ankara'dan bir konfreans için İstanbul'a geldi. Akşam bizde yiyeceksin diye sıkı sıkı tembihledim. Hatta aylardır görmezden geldiğim misafir odasını onun için hazırladım. Ama asıl benim için önemli olan bu sofrayı hazırlarken 15 yıl öncesine gitmem. Annesinden ayrı bir şehirde doktorluk ihtisasını yapan küçük dayım bazen bize yemeğe gelirdi. O gün biz çocuklar bayram ederdik çünkü kesin muhteşem ve zahmetli çerkes yemeklerinden biri sofrada olacak demekti bu. Bayram ederdik etmesine de için için "annem niye bu kadar parçalıyorki kendini, dayım nasılsa canı ne isterse yer her gün" diye düşünürdüm… İşte dün tüm gün "Allahım, ben şimdi ne hazırlayacağım kardeşime!" diye stres yaparken bol bol annemi andım. Sonuçta kısır, mücver, kuru köfte, patlıcan salatası, zeytinyağlı barbunya, erişte ve son anda "abla şöyle peynirli domatesli bir salata yapsan?" mesajı üzerine salata yaptım… Annem buradayken haftalarca aramadığım kardeşimi bugün 3 kez aradım… Meğer ben ne çok konuda "nasılsa annem ilgileniyordur…" diyormuşum…

Zehra için bir cevap yazınCevabı iptal et