Geçenlerde Ayvalık’taydım.
öğleden
sonra, saatin yavaş yavaş “çay”ı vurmaya hazırlandığı saatlerde Gümrük
Sokak’ta arabamı park ettim. Baklava peşinde koşan Midillililerin
arasından hızla geçip çarşıya girdim.
Hedefim sıcağı sıcağına Güler Pastanesi’nin sakızlı kurabiyelerine ulaşmaktı.
Sokağa çıkartılmış ahşap çerçeveli küçük camlı dolabın içindeki tepsilere yerleştirilmiş bizi bekliyorlardı.
Peki nereden çıktı Güler Pastanesi’nin sakızlı kurabiyeleri?
Internette
cıvıl cıvıl halleri, yaşam sevinçleri, samimiyetleri ama aynı zamanda
içeriklerinin dolgunluğuyla dikkatimi çeken bazı günlükler (blog’lar)
var.
Yemek yapmayı ve biraz da gezi dünyasını temel alan bu kişisel internet günlüklerinden bazılarını tesadüfen tanıdım.
Zaten dilleri ve içerikleriyle benim gibi adamları değil, mutfaksever kadınları hedefliyordu bu siteler.
Ama
keyif bu ya, ara ara “tıklayıp” bakar oldum, bazılarını çok sevdim.
Adları şöyle: Sibel’in Kahvesi, Portakal Ağacı, Zeytin Ağacı, Didem’in
Günlüğü…
Güler Pastanesi’nin sakızlı kurabiyesinden de işte bu sitelerden Portakal Ağacı ve Sibel’in Kahvesi sayesinde haberdar oldum.
Önce şunu söyleyeyim: Ben Çeşme Alaçatı’daki Köşe Kahve’nin sakızlı un kurabiyesinin tutkunuyum.
Güler Pastanesi’nin tuzlu çubuklarını ve küçük peynirli kurabiyelerini sakızlılardan daha çok sevdim.
Ama
şunu da itiraf edeyim: Kese kâğıdının dibinde kalmış ve taş kesilmiş
küçük bir parça sakızlı kurabiyeyi bile ertesi sabah haz ve iştahla
kemirdim…
Hele Ayvalık’la Cunda’yı birbirine bağlayan yolda
giderken pencereden giren kuzey rüzgârının taşıdığı iyot kokusunun
kurabiyelerin kokusuyla karışması harikaydı!
Bu kurabiyelerin sırrını bilmiyorum.
Sibel’in
Kahvesi‘nde iyi bir sakızlı kurabiyenin püf noktası olarak sızma
zeytinyağı ve azıcık lor kullanılması, ayrıca üzerlerinin susamla
kaplanması gösteriliyor..
Afiyet, şeker ama asıl şükür olsun!
Haşmet Babaoğlu (08.09.2005)

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.
Kardeşimle beraber her yaz Güler’den sakızlı kurabiye alma maceralarımızın bir köşe yazısına yansıdığını görmek çok garip ama bir o kadar da güzel bir duygu. Haşmet Babaoğlu’na köşesinde bizlere yer verdiği için teşekkür ederim.
belma için bir cevap yazınCevabı iptal et